25 Temmuz 2015 Cumartesi

Umre izlenimleri


Tekrar gidecek misin diye soranlara evet Allah'ın izniyle tabi ki tekrar gideceğim diyorum inşallah. Kabe'de tavaf etmek hayatımda hissettiğim en huzur verici şeylerden biriydi..

Mekke ve Medine yeryüzündeki kutsal toprak olduğu ayetlerle belirtilen yerler. Yani sıradan şehirler değiller. Efendimizin de (sav) buralarla ilgili beyanları var. Sadece Mescid-i Nebevi'de namaz kılmanın bile dünyanın Mescid-i Haram hariç diğer bütün bölgelerinde kılınan namazdan bin kat daha hayırlı olduğu söylemiş Efendimiz (sav)...
Duaların kabul olması... Aff dilememiz... Kuba mescidi için "duaların kabul olduğu yerdir" şeklinde buyurmuş Peygamberimiz (sav).. Ben istiyorum ama dünyaya dair bi şey istemeyenlerimizin dahi affedilmek ve imanla diğer yurdumuza gitme isteği vardır.. Hiç bir şey istemesek sadece bu huzurda bu kutsal topraklarda günahlarımızdan tövbe ederek arınmayı isteriz hepimiz. Müminler için meleklerin koruduğu bu nurlu topraklar adeta bir rehabilitasyon merkezi.

Efendimiz (sav) bana selam verildiğinde bana ruhum geri verilir ve ben o selamı alırım buyuruyor. Burada her an her saniye O'na salat ve selam getirildiğini düşündüğümüzde demek ki her an yanımızda oluyor.. İnsan gerçekten burada mıyım ben diye inanamıyor...

Mekke'de ise Kabenin olması apayrı bir boyut. Tarih boyunca Hz. Nuh, Hz. İbrahim ve Efendimiz (sav) tarafından da olmak üzere toplam 9 kere yenilenmiş burası. Allah-ü Teala kullarının ibadet edeceği bir yer yapılmasını istediğinde yapılmış. Allah'ın evi diye çevrilse de aslında bu sembolik bir anlam... Manevi anlamının haricinde o kadar estetik ve güzel bir yapı ki müslüman olmasa dahi Kabe'ye bakanların etkileneceğini düşünüyorum. Bizler içinse hiç bir şey yapmadan dahi oturup Kabe'ye bakmak bile makbul bir ibadet hükmünde.

Tavaf yapmak o kadar faziletli ki teravih sırasında bile teravihe katılmayıp tavafı tercih edenler var çok sayıda...

Kabenin örtüsünün nakışı bile özenle dokunuyor altınla işleniyor ve Kabeye yüz sürmek herkese nasip olmuyor. Kabe örtüsü tabiki insan yapımıdır, dokumadır, ama örtüldüğü andan sonra manaya bürünüp sevgili Kabemizin örtüsü oluyor. Hacerül Esved'e yuva oluyor. 

Bu topraklarda çok sırlı olaylar meydana geliyor. Buraya gelen umreciler, hacılar normal hayatta yaşayamayacakları olayları yaşıyorlar. Varlığın metafizik boyutu bir mekan olsaydı burası olurdu. Çünkü buralarda sebepler sükut ediyor.

Her giden aynı bilinçle mi gidiyor? 
Her ibadet eden aynı şuurda mı? 
Hayır... 
Ben ne kadar bilincindeydim? Yazdıklarımın ne kadarını hissedebiliyorum?
Mescidde namaz kılarken "Allahım şimdi bu kıldığım namaz diğer namazlarıma göre bin kat daha faziletli" diye düşündükçe aklım almıyordu...

Geri dönüp baktığımda umremizi tamamlayıp eve dönerken hepimizin içinde karmaşık duygular vardı. Kabe'nin çekim enerjisi çok yüksek olduğu için o alanda insana aşırı bir huzur ve sakinlik yükleniyor. Tavaf yapmaktan insan bıkmıyor. Hatta sanki oturduğu yerde yoruluyor da tavaf alanına girdiğinde dinleniyor.. Hatta grubumuzdaki bir ablanın ifadesiyle tavaf yapmak; sanki denize, dalgalara girip serinlemekle, tavaftan sonra Hacer-ül Esved'i seyrederek dinlenmek ise denizden çıkıp dinlenmeye benziyor. Ve tavaf edenlerden gelen dua sesleri dalgaların sesi gibi...

Eve dönmek ayrı bir sevinç kaynağıydı, evimizi de özlemiştik. Ben uzun yıllardır evden bu kadar kesintisiz uzun bir süre uzak kalmamıştım, o yüzden döndüğümde her yer, sokaklar, yollar, caddeler gözüme çok farklı gözüktü. Kendi evim de aynı şekilde odalar daha büyük daha geniş daha ferah gözüktü. Bu ev bizim mi dedim hatta o kadar değişik geldi;)

Bir de Mekke'ye geçince fark ettim ki Medine'de şeytan benle çok uğraşmış.. Aklıma sürekli dünya meselelerini sokuyordu, namazda veya otururken işten güçten oradan buradan şeylerle sürekli mücadele ediyordum. Daha gitmeden "Allah'ım bu sefer hakkını veremedim inşallah bir daha sefere geldiğimde daha feyizli geçirmemi nasip et" diye dua etmeye başladım Medine'de.  Mekke'ye geçince ise üzerime bir huzur ve neşe geldi. Rahatladığımı söyleyebilirim resmen. 

Orada yaşanılan bazı aksaklıklar tabi ki oluyor, kah otelde, kah farklı milletlerden insanlarla yaşanılan tecrübelerde, kah yemeklerde... Ama mutlaka hepimizin içinde o mübarek topraklara yüz sürmenin verdiği bir sevinç ve sürur vardı.

Ali Şeriati hacdan dönenlere ne getirdiniz diye sorduktan sonra "Keşke oralardan seccade, tesbih, takke getireceğinize Hz. Ebubekir'in sıdkını, Hz. Osman'ın ahlakını getirseydiniz" demiş. Benim duam da inşallah oraların içimize verdiği itminan duygusunu uzun süre devam ettirmek, dünya için kendimizi gereğinden çok üzmemek ve ibadetlerimizi daha feyizli daha coşkulu yapmak...

Rabbim hiç gitmek istemeyenlere gitme isteği versin, gitmeyi isteyenlere oralara ulaşmayı nasip etsin, ulaşanlara hakkıyla ibadet yapabilmeyi lütfetsin, ve orada yapılan ibadetlerimizi kabul buyursun inşallah...

Mekke 6. Gün, Dönüş günü..

Evet bugün umremizin 15. Günü, eve dönüş günümüz.

Sabah veda tavafı ve veda duası yapılacağı için hareme gittik. Grupla yapılan tavaf çok uzun sürdüğü için biz önden kendimiz tavafımızı yaptık. Bir çok ülkeden bir çok grubun dönüş günü bugün veya yarın olduğu için tavaf alanı aşırı kalabalıktı.

Malesef kalabalıktan dolayı grubumuzu tavaftan sonra bulamadık ve duaya katılamadık :( kendimiz duamızı yapıp otele döndük.
Akşamdan eşyalarımızı topladığımız için hemen lobiye indirdik. Herkes hazır olduğu için bize söylenen vakitten önce otobüslerle hareket ettik...

Medine'ye veda etmemiştim, Mekke'ye de veda etmedim. Tekrar gelmek üzere Allahaısmarladık diyerek Cidde'ye doğru havaalanının yolunu tuttuk...


Mekke 5. Gün

14. Gün çarşamba

Evet, yarın dönüyoruz
O yüzden bugünümüzü son gün olarak kabul edip son tavaflarımızı yapmak istedik. Grupla yapılacak olan sabah tavafına katılmak için sabah namazında 3te kalkıp lobide grupla buluştuk. Önce cemaatle kabede sabah namazını kılıp sonra da tavaf ettik. Tavaftan sonra hocamız dua edip sohbet yaptı.
7 gibi otele dönüp kahvaltı edip yattık. Öğleni odada kılıp tekrar hareme gittik. Giderken gruptaki diğer arkadaşlardan duyduğum bir yerde öğle yemeği yedik. İsmi Al Baik olan bu fast food zincirinde tavuk ve balık üzerine menüler var, hem çok lezzetli hem de fiyatları iyi, tadı damağımızda kaldı ayrıca. Eğer bir kaç günümüz olsaydı bi kaç kere daha yerdik :) 

Çok şükür ki son tavaflarımız dualarımız namazlarımız çok güzel çok feyizli geçti. Bir daha tekrar gelmek için dua ettik, ve buralara gelebildiğimiz için şükür ettik.

Akşamı kılıp hemen harem çıkışındaki kapılardan birine çok yakın olan Peygamber Efendimizin (sav) doğduğu evi ziyaret ettik. Şu anda kütüphane olarak kullanılan bu mekanın üç yerine de tabelalarla üç dilde "burada Peygamberimizin (sav) doğduğuna dair kesin bilgi bulunmamaktadır, burada namaz kılmak dua etmek bidattir" uyarıları dönüyordu.

Kainatın efendisinin (sav) doğma ihtimalinin olduğu bir yere billurdan saraylar yaptırmak gerekirken böylesine uyarı üstüne uyarı içimi acıttı. O sırada bu binanın tam arkasında Suud Kralının sarayı metrelerce bir uçtan bir uca yükseliyordu....

Peygamberimizin (sav) doğduğu söylenilen ev:












Mekke 4. Gün

13. Gün Salı

Sabah namazını otelde kılıp kahvaltı ettikten sonra kabeye gittik
Yolda yine bi kaç hediye aldık. Ben normalde İstanbul'dan almam gereken bir iki ihtiyacımı burdan aldım. Sonra Hilton'un altındaki avm ye girip börekçi aradık ama bulamadık. Arapların kendi üçgen böreklerinden:) Kokucu, donutçı, şal seccade satanlar var genelde burada ve fiyatlar dışarıya göre pahalı. 6 günleri tutanlar olduğu için onlara iftarlık ikram etmek için ekmek ve krem peynir aldık. Akşam tekrar umre yapacağımız için en fazla 3 tavaf yapmak üzere kabeye girdik.

Herkes Mekke zor Medine rahat huzurlu diyor genelde. Hatta buradaki bi teyze "Mekke cefa Medine sefa yeridir" dedi. Bilmiyorum nedendir ama bana tam tersi geldi. Hayatta hep en zoruna talip olduğumdan mıdır nedir Mekke'de ben daha bir rahat ettim daha huzurlu oldum. Mantıki sebepleri düşündüğümde medinede oruçluyduk, teravih teheccüd derken bi de benim ağır nezle olmam sebebiyle çok kendime gelemeyip sıkıntılıydım. Hem de grupta ki dağınıklık eee biz şimdi napcazki olmuştum. Mekkedeyse hem oruçlu değiliz hem daha iyi gece uykusu alabiliyoruz hem de zaten doğal olarak yapılacak en güzel şeylerden biri tavaf olduğu için vakit kendiliğinden doluyor. Tavaf başlı başlına çok huzur verici bir ibadet. Ellerini açıp döne döne istediklerini söylüyorsun dua ediyorsun. Mekkede daha neşeliydim gerçekten. Üzerime huzur indi. Teyzeler bile "Medine'de yüzün gülmedi kızım" dediler:) güler yüz dedektörü teyzeler;)

Mekke'de gözlem yapmaktan çok ibadet ve alışmışlık var. On günden fazla olduğu için artık olumlu olumsuz bir çok şeye alışmıştık hepimiz.

Akşam namazını otelde kılıp grupça otobüslere binip Mekke'ye en yakın mikat yerine yani Tenim Mescidi'ne gittik. Buranın diğer adı da Hz Aişe mescidi. Hz Aişe validemiz veda haccı sırasında özür durumundan dolayı umre yapamayınca çok üzülmüş. Efendimiz (sav) onu üzüntülü görüp sebebini sorunca o da "benim umrem eksik kaldı" deyince Efendimiz (sav) yanında Hz Ebubekir'in oğlu yani Hz Aişenin kardeşi Abdullah'ı verip onu umre yapması için Tenim Mescidi'nin olduğu yere götürmesini istemiş. Bundan dolayı buranın diğer bir ismi de Hz Aişe Mescidi olarak kalmış.

Burada ihram namazı kılıp toplu olarak niyetlendikten sonra Kabe'ye gittik. Yaklaşık 20 dk süren bir yol vardı arada.
Vardığımızda yatsının farzı kıldırılmıştı.
O yüzden önce kendimiz yatsıyı kıldık. Sonra da tavafa girdik. Yaklaşık 40 kişiydik, sonra da say yaptik.
Ananem bu sefer saçıma dokunmaya hiç yeltenmedi:))
Başka bir abla saçımdan ufak bir tutam kesti ve ihramdan çıktım. 
Bu umremi babaannemin ruhuna gönderdim inşallah sevabı ulaşmıştır. Gece umreden sonra otele gelip yattık

Mekke 3. Gün

12. Gün Pazartesi

Bugün Mekke gezi günüydü. 
7.15te otelden otobüslerle hareket edip önce Sevr Dağına gittik. Efendimiz (sav) hicret sırasında 3 gün 3 gece burda kalmış. Örümceklerin ağ ördüğü, güvercinlerin yuva yaptığı ve böylece müşriklerin burada kimsenin olamayacağına hükmederek geri dönmeleri hadisesinin gerçekleştiği yer. Sevr'den sonra Meşaril Haram camini gördük. Burada da Ebrehenin ordularıyla karşılaşılmış. O yüzden düşmanından kurtulmak selim kalbe sahip olmak isteyenlere bu vakanın anlatıldığı Fil suresini çok okumaları tavsiye ediliyor. 

Sonra Hz İbrahim'in Hz İsmail'in kurban etmek istediği yerden geçtik. Fotoğrafta tepenin üstünde yukarda görülen yarım sütun şeklindeki dikit bu noktayı temsil ediyor:


Buradan sonra Efendimize (sav) burada biat eden cin taifesinden dolayı ismi Cin Mescidi olan mescidden de geçerek, Hz Hatice validemizin mezarını, Cennet-i Mualla kabristanlığında görmüş olduk. Öğlen yine hareme gidip, yatsıyı da orada kılıp otele döndük.

Mekke 2. Gün


11. Gün Pazar 

Bu sabah 10'da otelden çıkıp Beytullah'a gittik. Hava sıcak ve güneşli olduğu için tavaf alanı nispeten boştu, hemen tavafa girdik.
Makam-ı İbrahim'e yakından baktım, Hatimde namaz kıldım... Efendimiz (sav) Hatim'in de Beytullah'tan olduğunu buyurmuş ve eğer kavmi izin verseydi o kısmı da Beytullah'a katacağını, bir de Beytullah'ın kapısını insanların bastığı zeminle aynı seviyeye getireceğini söylemiş. Hatim kısmında Hz. Hacer validemiz ve İsmail r.a. yatıyor. Bugün yollarımız açıldı,  Beytullah'a yüz sürdük, Rükn-i Yemaniyi öptük, Kabe'nin kapısına tutunup dua ettik..
Öğleni ve ikindiyi de burda kılıp ara ara tavaf ettik.

Tavaf alanında fısfısla insanlara su sıkanlar, Zemzem dağıtanlar, Lokum verenler vardı. Herkes iyilik peşindeydi..

Ben de 4 ya da 5 ufak şişe zemzem içtim başıma el havlusu ıslatıp koydum o şekilde tavaf ettim.

İkindiden sonra güneş gittiği için tavaf alanı kalabalıklaştı. Biz yanımıza yiyecek fazla bir şey almadığımız için acıktık. Ben akşam ezanına kadar bekleyemeyeceğim için dışarı çıkıp bi şeyler almaya gittim. Saat kulesinin altındaki avmnin içindeki süpermarketten bisküvi ayran vb alıp geri döndüm. Buraya sabahtan hazırlıklı gelmek gerekiyor yiyecek için, yoksa çıkıp tekrar almak hem zor hem de vakit kaybı oluyor.

Biz akşamı da kılıp yemek için otele döndük. Kabede ise Akşam ezanında 6 günleri tutan oruçlular vardı, onlar da mescidde oruçlarını açıyorlardı.

Mekke 1. Gün

10. Gün Cumartesi

Evet bugün Umremizin 10., Mekke'deki ise ilk günümüz. Sabah Kabe'ye giderken etrafı da gözlemleme fırsatı buldum. Bir kere Medine'den çok farklıydı Mekke..
Her yerde büyük lüks avmler vardı ve hayat daha modern görünüyordu.
Medinedeki hüzün ve mütevazılık yoktu
Bakkal değil market ve süpermarketler vardı. 
Bir kere zaten saat kulesi ya da bilinen adıyla zemzem towerın kendisi bir çok avm ve otelden oluşan bir kompleks. Ve kabenin 50 m dibinden başlıyor.
İşte şimdi bu saat kulesinin boyunu bosunu tüm endamıyla haremi şerif in kapısından itibaren görme imkanım olmuştu... Ne yalan söyliyim ben ürperiyordum bu saat kulesinden. 
Sanki kabenin üstüne kara basan gibi çökmüş.
Sanki haddini bildirmek için hepimize en tepeden bakıyor.
Sanki göz dağı veriyor.

Bizim üstümüze çöken kapitalizm gibi müslümanların dünyadaki en kutsalının dibine kadar girmiş ve üstüne çökmüş
Gece ise ışıkları göğe yükseliyor sanki arşa kadar ulaşabiliyor.
Bu yapı henüz tamamlanmamış küçük bir kısmı daha yapıma devam ediyormuş.
İçeriği çok geniş olan bu kule hakkında oldukça fazla şey okudum. Zemzem Tower, ya da diğer adıyla The Royal Clock, dünyanın en yüksek 2. binası ve en yüksek saat kulesi. Yerden yüksekliği tam 601 metre. İçinde 7 yıldızlılar da olmak üzere pek çok otel ve avm mevcut. Yapının mimarisi maksimum sayıda oda Beytullah'ı görecek şekilde tasarlanmış. Ezan vakti en tepesindeki hilalde bulunan hoparlörler ile ezan yayını yapılıyor ve ışıklandırması sayesinde işitme engellilerin de ezan vaktini farketmesi sağlanmış. Kabe'nin etrafında uzun süredir devam eden inşaat tamamlandığında bu saat kulesinin Kabe'yi de içine alan bir avm ve oteller külliyesi olacağından bahsediliyor. İnşaat projesinin ilk planında saat kulesi yokmuş ve ne zaman dahil edilip yapıldığı da bilinmiyor. Eğer denildiği gibi inşaat bittiğinde öyle olacaksa Kabe ve Harem-i Şerif bu yapılar tarafından tam anlamıyla yutulmuş gibi duracak:( 

Zemzem Tower:


Haremin içi de Mescid-i Nebi'den daha değişik. Sanki etraf daha sistemli. Aslında vicdan azabı da çekmiyor değilim Medine ile Mekke'yi karşılaştırmaktan ama... Sanki Mekke'de daha iyi olan bir şey görünce Medine'ye haksızlık ediyormuşum gibi, o garip kalmış gibi geliyor. Neyse bu hissi bastırmaya çalışarak biraz daha izlenim toplamaya devam edelim. Mesela bizim "İbrahim"ler Medine'de kapanın elinde kalmasına rağmen burada adım başı bunlar için özel yerler var ve üzerinde "please rechair" yazıyor,  yani "kullandıktan sonra yerine koyun" demek istiyorlar. Mescid daha soğuk, pek çocuk yok, özel zemzem alanları var ve üstünde "abdest almayın" yazıyor. Kuran-ı Kerimler için özel kitaplıklar var. Medinede ise kolon diplerinde duruyordu çoğunlukla

İlk umremizden önce sabah namazını kıldık. Grubun bir kısmı bir kaç gün önce gelip umre yaptığı için Kabe'yi ilk kez görme kısmı heyecanı olmadı. O yüzden biz kendi çapımız organizasyon yaptık. İlk göreceğim yere kadar kafamı yerden kaldırmadım, ananem kaldır deyince açtım gözümü.. O an çok büyük bir heyecandı. 
Dilim dolaştı..
Cümlelerin arasına virgül koyacaktım o an heyecandan koyamadım:) inş diğerlerinden sonraki dualarım da geçerli olur:)

Ve grupça umremizi yaptık. 
Gruptan bir abi tavafta ve sayde her şavtta yükses sesle okunması gereken duaları okudu kelime kelime biz de tekrar ettik.

Umreyi tamamlamamız tam 3 saat sürdü. 
Veee say'in sonunda dananın kuyruğu koptu, ananem say sonunda ihramdan çıkarken saçımın yarısını kesince aramız bozuldu o gün boyunca konuşmadık birbirimizle.

Yanıma ufacık bi makas almıştım hemen saçımızın ucundan kesicez diye..
Ananem keserken makas kırıldı demez mi!!
Sonra çöp kutusuna bi baktım 15-20 cm lik saç kesmiş ve koca bi tutam!!!!
Odaya geldik saçımı açtım aynısından bir tutam daha düşmez mi!
Ağlayacaktım o sırada!


O şoku atlatmaya çalışırken otele gelip kahvaltı edip hemen yattık.
Uyandığımda ananem öğleni kılıyordu.
Bu arada ananemin "seccadeyi çapraz serememe" hastalığı var, bizim evde ne zaman namaz kılsa hafif sola çaprazlaması gereken seccadeyi dümdüz duvara karşı serer.
Yine bugun odada bir baktım tam 45 derede döndürmesi gereken seccadeyi pencereye karşı dümdüz sermiş!
Hadi bizim evde 45 dereceye kadar ruhsat var diye kurtarırsın ama Kıblenin bu kadar yakınında bu kadar açıyla yanılırsan Kabe'ye değil Şam'a falan dönmüş olursun valla :)) tabi o sırada hala konuşmadığımız için bunu ona söylemedim sadece kıbleyi düzeltmesini söyledim:)

Akşam yemeğini otelde yiyip akşam namazı için hareme gittik, yatsıyı da kılıp geri döndük.
Tam yolun üstündeki dondurmacıdan ben dondurma aldım, ananem hala benle konuşmadığı için istemedi:) ya da hafif boğazları ağrıdığı için de istememiş olabilir bilemiyorum:) dondurma 3 riyaldi ve tadı güzeldi. Bu arada kadın ve erkeklerin dondurma siparişi verdikleri yer ayrı ayrı pencereler. Burada bir çok yerde bu şekilde. 

Öğlen vakti dondurmacı:



Rical yazan yer fotoğrafta görülen adamın dondurma aldığı yer. Kapalı olan pencerenin üstünde ise nisa, yani kadın yazıyor. Kapalı olması öğlen vakti kadınlara dondurma satmamaları mı yoksa öylesine mi kapalı olduğuydu, soramadım fırsat olmadı :)

Medine'de Ramazan Bayramı ve Mekke'ye geçiş günü..

9. Gün Cuma - bayram

Evet bugün bayram☺️
Önce sabah namazına gittik 3.30ta, sonra 5 gibi bayram namazı okunmaya başladı. Yaklaşık yarım saat Allahukekber diyerek tekbir getirildi, 
sonra bayram namazı kılındı.

Bayram namazı çok, çok güzeldi.
Çocukları düğüne gider gibi giydirmişlerdi, hepsi süslü püslüydü ve çok tatlıydı.
Herkes en güzel en yeni kıyafetlerini giymişti.
Ve inanılmaz kalabalıktı.
Onlarca, belki yüzlerce kişi namaz kılacak yer bulamadı.


Otobüsümüz Mekkeye saat 15'te hareket etti.
Zulhulafeyn denilen mikat sınırına gelince ordaki mikat camiine, diğer adıyla ağaç camine girdik. Burda ihram namazı kılıp, hocamızla birlikte umreye niyet  edip dua ettik.  
Sonra 7ye kadar yolda durup yedide Can Baba diye bi türk restorantının olduğu yerde mola verdik. Burda abdest alıp akşamı kıldık.
Restoranta pilav ve tavuk cinsinden yemekler  vardı, ben pek mola yerlerindeki  yemekleri sevmediğimden yemedim. Otelden çıkarken yanımıza akşamdan yicekler almıştık onları yedik çok da güzel oldu.
Yolculuk tek kelimeyle harika geçti
Sesi çok güzel bi abi ilahiler okudu aşka geldik. Gece yıldızların altında çok güzel bir yolculuk oldu.

Mekkeye girdiğimizi Zemzem Tower ın o devasa büyüklüğünden anladım.
Otellerin arasında ilk görüşte sadece minare dedikleri hilalli kısım ve saat kısmı görülüyordu.
Buradan yükselen ışıklar ve minarenin ışıklandırılması çok şatafatlıydı.
Sanki insanı hipnotize eden bir görüntü
Sanki canlı.
Bir garip his.

Tamamını görmek için mescidi harama gitmek gerekiyordu şu an bizim açımızdan görülmüyordu.
Gece 1 gibi otele vardık. Hepimizin en çok merak ettiği yer otelin yeriydi:) çok uzak değildi çok şükür.
Çantaları taşıyıp yatana kadar saat 1 i geçti, sabah 3.30 ta lobide buluşup umre yapmak üzere anlaştık..

Medine 8. Gün

8. Gün Perşembe

Bizim için bugün bir önceki gün başladığı için günler birbirine karıştı. Dün sahurdan beri uyanık oldugumuz için odada 2'ye kadar yatmışız. Ayrıca yarın bayram olduğu da kesin değilmiş. Eğer bu akşam teravih kılınırsa yarın bayram değil,  kılınmazsa bayrammış. Hilali görme konusu. İçimden "inşallah yarın bayram değildir de mekkeye geçip ramazan umresi yaparız diye geçirdim.

Bugün iftara kadar otelde vakit geçirip iftardan sonra mescide gittik. Yorgunluk ve uykusuzluk iyice bastırdığı için mekkedeki daha yorucu olacak olan günler için biraz enerji topladık.


Yatsı namazını kıldırdıktan sonra imam bir konuşma yaptı. Anladığım kadarıya bayram hakkındaydı. Evet yarın bayram olacağı kesinleşmişti. Etrafta şimdiden şeker vs dağıtanlar başladı. Mescidi Nebi'de yine aşırı bir kalabalık vardı. Yarın sabah namazından 40 dk sonra bayram namazı kılınacak ve sonra hutbe yapılacaktı. Biz de sabah namazıyla bayram namazı arasında grupça buluşup Efendimizi (sav) selamlayacaktık. Sonra otelde kahvaltı yapıp 10da çıkış yapıp cuma namazını da kılıp Mekke'ye yola çıkacaktık.

Hem Medine'de hem Mekke'de bayramı göreceğimiz için çok mutluydum.

Ben Medineyle vedalaşmadım, çünkü -Allahın izniyle- yine geleceğim inşallah. Hatta Medine Mekke'ye hazırlık süreci kampı gibi oldu o açıdan hoşuma gitti.

Tr den gelirken yanımda eti puf ve iki paket şeker getirmiştim. Eti pufların hepsini medinede orda burda -genelde ağlayan:)- çocuklara dağıttım:) şekerlemenin bir paketini de bayram sabahı mescidi nebevi de dağıttım.

Mescidin avlusunda imamın hizasının saf tutarken geçilmemesi için Türkçe, Arapça ve çeşitli dillerde böyle bir uyarı bulunuyor:


Medine 7. Gün

7. Gün Çarşamba

Evet bugun yedinci gündeyiz. Bir hafta oldu geleli ama sanki çok daha uzun süredir burada gibi hissediyorum. Bu gece sahura inmek istemedim kendimi halsiz hissettiğimden dolayı,  ananem sağolsun tepsiyle odaya getirdi beraber yedik. Benim boğazlarım da şiştiği için yine namaza gidemedim:( nasılki Türkiye'den buralara gelebilmek bir nasipse burada ibadet edebilmek de ayrı bir nasip. Bana iki gündür mescidde namaz kılmak nasip olmuyordu :(
Cuma günü Mekke'ye geçeceğimiz için benim boğazlar daha fazla ilerlemesin diye bir doktora görünmeye karar verdik. Burası çok önemli: diyanet'in türkiyeden gelen umrecilere özel ücretsiz sağlık ocağı hizmeti varmış. Bazı otellerin odaların olduğu katlarında iki oda bu sağlık görevlilerine ayrılmış durumda, bi oda bekleme salonu ve serum, hava verme gibi şeyler için bi sedye var, bir oda da doktor muayene ediyor. Bizim grubumuzun görevlisi saat 10 gibi bizi götürdü. Bizim otele en yakın Salam Marmara otelinin içinde varmış, yürüme ile 5-6 dk da gittik. Otele girişte panoda "Türkiye Diyanet İşleri Sağlık Ocağı 1.kat 109 nolu odadadır" diye bilgilendirme kağıdı var fakat otelin dışında kapıda vs herhangi bir yönlendirme yok. Biz de zaten böyle bir hizmeti tevafuken mesciddeki bir teyzeden öğrendik. Yoksa medinenin kendi doktorlarına gidicektik. Eğer siz de bu şekilde bir sağlık sorunu yaşayıp doktora görünmek istiyorsanız grubunuzun görevlisine söyleyin onlar zaten en yakın hangi otellerde sağlık ocağı olduğunu biliyorlar. Hatta hac zamanı hastane bile kuruyormuş Diyanet buraya. Ben şikayetimi doktor hanıma söyleyince kaç gün daha kalacağımızı sordu, muayene etti, hafif boğazlarım şişmiş hissettiğim gibi. Daha on günümüzün olduğunu öğrenince antibiyotik yazdı. Daha doğrusu hemen verdi, ben reçete beklerken al bunu günde iki kere kullan diye önüme ilacı koydu:) yani muayene ücretsiz olduğu gibi ilaç da bu şekilde ücretsiz... Fiyatından ziyade eczane arama derdinden kurtulduğumuza sevindim. Allah razı olsun deyip çıktık. Saat 11.30a geliyordu mescide gidip öğleni bekleyelim  dedik. Mescide dönerken geçtiğimiz yollarda ufak ufak mescidler vardı. Meğerse birisi Hz Ali, birisi Hz Osman, birisi de Bulut mescidiymiş. Bulut mescidinde Efendimizin (sav) bayram namazı ve yağmur duası için dua ederken bir bulut sürekli onu takip edermiş, bu yüzden "bulut" anlamında Gamame Mescidi denmiş buraya. Malesef bu mescidler genelde kapalı oluyorlarmış.

Biz mescidi nebeviye girince mescidde her yerde klima, avluda da vantilatörler olduğu için gidip güneşe oturdum;) sıcak iyi geldi ama bi yandan da şıp şıp terledim gözlüğümün için bile su doldu :)  namaz esnasında safa geçince yine soğuğu yiyeceğimi de farkedince en iyisi odaya geri dönmek deyip kendim odaya dönüp okumaya orada devam ettim. Dediğim gibi bu mescidde namaz kılmak nasip olmayan ikinci günüm oldu... Vardır bir hikmeti dedim...

İkindiyi ve akşamı da odada kılıp iftardan sonra hemenı çıktık. Bu akşam son teravih akşamı oldugu için aşırı kalabalıktı. Sokaklar bile namaz için doluydu. Bir süre sonra görevliler mescidin kapısında durup içeriye kimseyi almamaya başladılar. Teravihin ortasına gelmemize rağmen hala içeriye girmek için görevlileri aşmaya çalışıyorlardı. Bu gece hatim biteceği için 30.cüzü okudu imam. Son rekatte çooook uzun bi dua yaptı. Önce Allaha tazim, sonra Peygamberimize salat, sonra da dua etti. Saat 23.50ydi bitti.

Son teravihten panoramik bir görüntü:



Sabah namazı için hocamız bizi mescidde topladı. Arap görevli Türkçe bir sohbet yaptı, güzel şeyler hatırlattı.

Yeşil halıda bu sefer grup üyeleri birbirimizi koruyarak namaz kıldık. Yine izdiham vardı. Dışarda grup harici duyduğum kişiler de günaha mı girdik sevaba mı girdik diye üzülüyorlardı..

Diğer gün yine başlamıştı, 9da odaya geldik...

Medine 6. Gün

6. Gün Salı

Burada günler sahurla başlıyor ve sabah namazıyla devam ediyor. Dün o kadar uzun bi gündü ki salı günün sabah namazı aslında benim için pazartesinin devamıydı:)
Bugün Ananem dedemi ziyaret etmeye Cennet'ül Baki'ye gidince ben odada tek kaldım. Bu arada ben Medine'de ölen herkesin Cennet'ül Baki'ye defnedildiğini sanıyordum ama meğerse Muna'dan öğrendiğimize göre başka mezarlıklara defnedilenler de varmış. "Sadece sayılı insan bakiye defnedilir"dedi Muna. Sahih hadislere göre kıyamet koptuğunda ilk Peygamberimiz (sav) dirilecek, ardından Hz Ebubekir, Hz Ömer ve sonra bakidekileri kaldırıp birlikte haşrolunacaklar.

Bu arada ananem burada konuştuğu insanlara hemen eşinin burada olduğu söylüyordu. Bana göre bu gizlenmesi gereken bir bilgiydi.. Yani bu o kadar faziletli bir şeyki söylenince sanki "bak benim eşim burada işte" diye üstünlük addetmek gibi geliyordu... Gururlanmak gibi... Ama sonra düşününce bununla gurur duyulmayacaktı da insan neyle gurur duyacaktı? Bir arkadaşımdan duyduğum "aşırı mütevazilik gizli kibirdendir" sözünü düşündüm... Bu konu dünyaya ait mütevazı olunması gereken bir şey değildi aksine bir insanın en çok gurur duyması gereken şeydi on bin sahabeyle birlikte yatıyor olmak.. Bunları düşündükten sonra ananemin bu dile getirişini haklı bulup hoş görmeye başladım...

Medine'de iftar beklerken:


Ananem ezan okunmadan gelince iftara indik. Onu beklerken ilk defa odadaki TV'yi açtım,  7 - 8 tane kanal vardı, birisi TRT1 ve TRT Haber, diğerleri Arap kanallarıydı. Tam da ana haber bülteni vardı TRT'de. Bir an acaba bir haftadır ne var ne yok ülkede diye merak ediyordum ki TRT açmaktan vazgeçtim aklımı ülke gündemiyle doldurmak istemiyordum zaten dönünce istemediğimiz kadar gündeme batıtğımız için.. Bir kanalda da mescidi nebevi ve başka bi kanalda kabeden canlı yayın vardı. Kabede bıraktım.
İftarda diğer tur şirketinden biriyle tanıştık onların grubundan da son anda gelişi iptal olanlar varmış. Çok sevdiğim bir hocamın dediği gibi 'biraz parası biraz da tanıdığı olan gidiyor gibi görülüyor ama aslında nasibi olup çağrılan gidiyor' şükürler olsun bir anda karar verip bir anda Allah buraya aldı beni dedim..

Ananem teravihe gidince ben yine odada kalıp kabeyi izledim ve bir gün önce başladığım büyük cevşen hatmime devam ettim.

Medine 5. Gün

5.gün Pazartesi

Sahuru otelde yapıp sabah namazına mescide koştuk. Burada cemaatle kıldıktan sonra Ravza'nın karşısında hocamızla buluşup Efendimizi (sav) selamladık.

Burada mutlaka bir şeyle imtihan olacaksınız. Kimisi oteliyle kimisi yemeğiyle kimisi hijyeniyle.. Kimisi de benim gibi hiç aklına hayaline gelmeyen bir şeyle...

Selamlamadan sonra biraz seher vaktinde mescidde vakit geçirelim dedik... Bir müddet burada oturup Efendimiz'e (sav) dua edip yeşil kubbeyi seyrettik. Gün doğmaya başlamıştı, gökyüzü ve yeşil kubbenin rengi harika duruyordu.


Şemsiyeler tek tek açılmaya başladı. Bunların açılıp akşam da kapanmasını izlemek benim için büyük bir zevk oldu. Renkleri şekilleri desenleri mescidle o kadar uyum içinde ki sanki hep varlarmış gibi geldi. Halbuki bir on sene öncesine kadar yokmuş. Mühendislik harikası şemsiyeler bunlar. Sonradan müslüman olan bir Alman firması tarafından özel olarak üretilmiş. Tanesi 2 milyon euro olduğu söyleniyor, yani dünyanın en pahalı şemsiyeleri. Elektrik kesilince manuel olarak da açılıp kapanabiliyormuş. Aynı zamanda yağmur yağınca da kullanılıyor. Üstlerinde biriken su özel bir sistemle toplanarak daha sonra klimalarda kullanılıyor. Önceden bu şemsiyelerde yokken insanların güneşin altında ibadet ettiklerini düşündükçe yapanlardan tasarlayanlardan düşünenlerden hepsinden Allah razı olsun dedim. Kapanış anlarını videoya bile çektim:) 

Ananemle İbrahimi yerine bıraktıktan sonra Bu sabah 6 da otel lobisinde buluşup hurma bahçesine gittik. Ananemin hurmacısındaki hurmalar bana daha güzel geldiği için buradan almadım. Sadece içi badem dışı çikolata kutulardan aldım bir kutu. Saat 8 gibi otele gelip yattık. 11 buçukta öğlen için kalkıp mescide gittik. 6.kapının arkasına bi baktık ibrahim yok:( ben kayıp çocuk bürosuna haber verelim deyince güldük:)
Neyseki ananem başka ibrahimler bulmak için çoktan alıcı gözüyle bakmaya başlamıştı..

Yine bi ibrahim bulup namazı kıldık. Akşam kadir gecesi olduğu için itikafa giricektik o yüzden otele dönüp ikindiye kadar 1 saat daha uyuduk. İkindiye yine mesciddeyiz.

Hediyeleşmek çok güzel, çok farklı. Pakistanlı bir teyze bize seccade hediye etti. Ben de
Sudanlı teyzeye tespih hediye ettim. Çok ufak şeyler bile insanları çok mutlu ediyor burada. Allah hepsinden razı olsun.

Burada sayısına adedine bakmadan insan içinden geldiği gibi Rabbiyle konuşup secde etmeli. Gelmeden önce okuduğum kaynakların hiç birinde görmedim ama burada insanlardan mescidde 40 vakit namaz kılmanın çok faziletli olduğunu duydum. Biz gidene kadar namazların tamamını mescidde kılarsak ancak 40 vakit ediyordu.. Ama dediğim gibi sayıya bakıp hesap kitap yapmaktansa sağlığına da dikkat ederek içinden geldiği gibi ibadet etmek bana daha çok huzur veriyor. Aksi takdirde kendimi çok streste ve zorla yapıyormuş gibi hissediyorum. 

İftarı beklemek son yarım saat çok zorlaşıyor gerçekten, dili damağı kuruyor insanın. Su için herkes birbirine yalvarıyor.

Bu arada cemaatle kılınan namazlarda imam kamet getirdikten sonra mutlaka bir cümle söylüyor, Tv den seyrettiğimizde anlamıyordum ama bu cümleden sonra herkes safları sıklaştırınca anladım ki "saf tutun., safları düzgünleştirin" demek. Yani ben büyük ihtimalle öyle olduğunu düşünüyorum :) Çünkü normalde camilerde olduğu gibi burada da saffa çok önem veriliyor, ben farkında olmadan safın biraz gerisinde durduğumda, kolumdan tutup öne doğru çekiyorlar ;)

Bu akşamda iftarı açıp namazı kılıp hemen otele gittik yemek yedik.
Bu arada ben biraz nezle oldum:( orucu açar açmaz theraflu parol ne varsa yuttum. İtikafa gireceğimiz için yanımıza sahurluk yicekler alıp mescide döndük.. Teravihi kıldık.. 1.5 saat sürdü. Gözlerimiz sürekli Muna'yı aradı ama bulamadık. Her gördüğümüz ufak tefek gözlüklü peçeli kızı o sandık hatta:) sanırım o akşam gelememişti yoksa her zamanki yerimizde oldugumuz için kesin bulurduk birbirimizi. Teravihten sonra mescidin içi biraz boşalır diye bekleyip içeriye girmeye çalıştık ama inanılmaz kalabalıktı.


İtikaf için ayrı bir başlık lazım aslında 
Bir haftadır mescidde yatanlar vardı itikafa girdiği için.
Battaniyeler vs kendine yer yapan çoktu
Çok çok zor bulduk ayrı ayrı yerlerde.

Görevliler bu şekilde temizlik arabalarıyla gelip içeriyi temizliyorlar:


Mısırlı bi ailenin yanına oturdum.
Beni çok hoş karşıladıklarını söyleyemem onları sıkıştırdığım için bozuldular biraz. Kız ingilizce bildiği için biraz konuşabildik. Mısırdan annesiyle gelmişler, 7 gündür itikaftalarmış bayrama kadar devam edeceklermiş. Aslında itikafta pek konuşmamak lazım ama sanırım mecburen bu kadar konuştu kız. Ben daha fazla şey merak ediyordum ama konuşturmamak için sormadım. Onun yanındaki kadın sürekli bir şey anlatıyordu ama Arapça olduğu için ne hakkında konuştuğunu anlayamadın. Aslında çektiğim resimler var kimi yatıyor kimi okuyor kimi yiyor ama yakın pozlar olduğu için paylaşmam uygun olmaz. Bir de dikkatimi çeken ayrı bi konu burada sahuru hemen teravihten sonra yapıyorlar. Teravih 23.10 gibi bitiyor teheccüd 00.45 gibi başlıyor. Bu ikisinin arasında sahur yapıp teheccüd 02.40 gibi bitince sabah namazına kadar uyuyorlar. Biz itikaftayken teheccüd başlayana kadar süt içtiler, ekmek yediler.  Ben hep çok sessiz bir ortam hayal etmiştim bi gün itikafa girersem diye. Hatta yanıma ufak defterimle kalemimi almıştım içimden geçen yazmak istediğim şeyler olabilir düşüncesiyle. Ama hem kendine yer bulmaya çalışanlar hem de uzun süredir itikafta olanların konuşmaları hem de oldukça dar bir yerde olduğumdan dolayı hayalimdeki gibi bir itikaf olmadı;) başta kendimi yabancı insanlarla dip dibe olduğum için de ayrıca huzursuz hissettim ama sonra yabancı olmaları aslında bir avantaja dönüştü. Eğer Türk olsalardı hem ne dediklerine anlayacaktım hem de beni de konuşturacaklardı belki. Böyle olunca elimdeki duaya odaklanıp onları unutabildim. Çok geçmeden  00.40 gibi teheccüd başladı. Teheccüdün kıldırılışının teravihten farkı; müezzin ikinci kez allahüekber vs gibi rüküya secdeye giderkenki cümleleri söylemiyor.  Sadece imamın allahüekber demesi var ve rekatları kıldırırken okuduğu zammı sureler çok daha uzun. Teheccüd de ayrı bir hatimle kıldırılıyor ama teravihte bir rekatta bir sayfa okuyorsa teheccüd de belki iki üç dört sayfa okuyor. Yani ayaktayken tek rekatta on dakika kuran dinleyebiliyorsunuz :) bir de teravih 20 rekatken teheccüd 10 rekat. Dün kadir gecesi olduğu için 12 ya da 14 rekat kıldırdı artık en son sayamadım:)  bir de nezle oldugum için namazda sürekli burnumu silmekten biraz konsantrasyonım bozuldu. Bir de rekatlar o kadar uzun sürüyor ki Allah affetsin iki rekat kılmanıza rağmen hangi rekatta olduğunuzu unutuyorsunuz:( vitr namazını da yatsıdan sonra değil burada teheccüdden sonra kıldırıyorlar. Ben on rekat teheccüd bitince vitr namazına diye niyet ettim ama meğersem kadir gecesinden dolayı on rekattan fazla kıldırıyormuş ve teheccüde devam ediyormuşuz! Allah affetsin, artık o iki rekatı ben vitr diye kıldım teheccüde sayılır inşallah:) en son vitr namazı için tekrar iki rekat kıldırdı işte orada ikinci rekatta ayaktayken sureleri okuyup rüküdan doğrulunca dua etmeye başladı. Allahümme ecirna minennar.. Allahümme afvike... Allahünme sebbit kulubina... Uzun bi süre dua etti. Ben tabi rükûdan sonra secdeye gidicez diye "Allaaa"yı duyunca bunu Allahuekberin başı sanarak yere yatmaya niyetlendim sonra herkesin elleri açık dua ettiğini görünce kalktım:) orada bir de ihlas-felak-nas okudu,sonra secdeye gittik ve selam verdik. Burada vitr böyle kılınıyormuş..

Derken mescidin içinde tavanı açık bölümler olduğunu burada farkettim. Teheccüdden sonra serinlik çıktığını hissettik. İnsanların çoğu da teheccüd biter bitmez gitti. Başka boş bir yere geçtik daha sıcak olması için. Burada da mescidin görevlileri halıları süpürüyordu. Duvar kolon diplerindeki poşetleri oldugu gibi ortaya atıp oraları süpürüyolar, poşet sahilleri geri gelice o karmaşadan kendininkini bulup çıkarıyor. Burada da malesef biraz dikkatimiz dağıldı ama artık sabah namazına çok az kaldığı için var gücümüzle dua etmeye çakıştık. Ananeme verilen ve benim hatmimin duasını yaptık. Kadir suresini okumaya çalıştık, bir de Peygamber efendimizin Kadir gecesi duasını okuduk. Zaten hemen saat 04.00 oldu ve ardından sabah ezanı okundu. Mescid yine kalabalıklaştı. İtikafa girmiş ama teheccüdden sonra dışarı çıkmış teyzeler yerine dönüp bizi sıkıştırdılar:) bu arada burda seccadenizi sürekli kollamanız lazım eğer secde yerini öyle ulu orta açık bırakırsanız her an birisi gelip ayağıyla tam secde ettiğiniz yere basabilir. Hatta basabilir demiyorum, garanti veriyorum basar. Tabi biraz hijyene önem veriyorsanız bunu hiç istemezsiniz çünkü avluda kılıyorsanız terlikleriyle de basabilirler:((( ananem baya bir problem yaşadı bu sebepten. Hatta bir seferinde namazını bozdu terliğiyle basanları engellemek için.  Ben de bunu görünce  namaza başlamadan önce secde yerini çantamla kapatmayı öğrendim. Neyse çok şükür ufak da olsa bi secde yerimiz kalmıştı. Sabah namazına durduk. Benim burnum çok aktığı için artık içimden "Allahım nolur kısa sureler okusun, çok uzatmasın" diye dua ettim :(  çok şükür birinde Kafirun u okudu:) Namaz biter bitmez hemen dışarı çıktık. Tabi hemen dediğim bu devasa kalabalığın içinden sıyrılıp avluya oradan da en dışarı çıkmak baya uzun sürdü. Otele gittiğimizde artık saat 5 olmuştu ve ben tam anlamıyla bitmiştim:)) artık saati kurmadan yattık ve kendimizi uykuya bıraktık:) 
Arada uyandığımda farkettim ki nezlem gribe çeviriyordu. O yüzden bugün dışarı çıkmamaya karar verdim. Vakit namazlarını odamızda kılıp dinlendik. Bu arada grubun diğer üyeleri ramazan umresi yapmak için otobüs tutup Mekke'ye gitmişlerdi. Ben zaten gitmeyecektim zaten, ama bu halimle gitmek için adımı yazdırsaydım bile iptal etmem gerekirdi. Sabah namazından sonra yola çıkılıp 6-7 saat yolculukla Mekke'ye gidip, öğlen orada umre yapıp, iftar ve teravihten sonra döneceklerdi. Yani çarşamba günü sabah otele dönmüş olacaklardı. Ben hem ilk umremi bu kadar aceleye getirmek istemiyordum hem de cuma günü zaten Mekke'ye geçeceğimiz için bu kadar yorgunluğu kaldıramayacağımı düşündüm. Ananem de önceki tecrübelerinden bunun aşırı yorgunluk olaclıgını söyleyince gitmedim. Aslında ramazan umresi yapmak için gitmek isteyen ama bu sebeplerden dolayı tereddütte olanlar da vardı grupta. Hani "buralara kadar gelmişiz ramazan umresinin de yeri ayrı, yapmadan mı gidicez" diye... Haklılardı ama saydığım sebepler de baya geçerliydi... Efendimiz hayatında 3 kere umre 1 kere hacc yapmış. Ben de bir daha ki sefer Mekke'de ramazanın bir kısmını geçirmek üzere niyet ettim, inşallah o zaman ramazan umresi yaparım diye bu ilk sefer yapmamaya karar verdim. 
Ananemin dediğine göre burada hasta olmanın bile -eğer şikayet etmezsen- insana ecri büyükmüş. Benim hastalık artmaya devam ediyordu.. İnşallah Mekke'ye geçmeden kendime gelirim dua etmeye başladım. 

Medine 4. Gün

4.gün Pazar

Sabah namazında lobide buluşup Medine-i Münevvere'deki önemli yer ve mescidleri ziyaret için otobüslerle yola çıktık. Önce Uhud dağı ve şehitliğini, ardından Yedi mescidler, Mescidi kıbleteyn ve Küba mescidini ziyaret ettik.

Burada grubun diğer üyeleriyle ilk defa konuşma şansım oldu.  

Kuba mescidinin bahçesinde neyseki hocamız ziyaret ettiğimiz diğer yerler ve burası ile ilgili bilgi verip bundan sonraki günler için programı anlattı. 

Bu arada burda özellikle yaşlılar için portatif hafif sandalyeler var. Her yerde bulunmadığı için ananem bi tane bulunca bütün gün elinden bırakmıyordu. Adını da İbrahim koydu;)) ibrahimi otele giderken büyük mescid kapılarının arkasına saklıyordu. Bi sonraki vakitte geldiğimizde yine aynı yerde buluyordu:)

"İbrahim" -temsili-

Ziyaretlerden sonra 10 gibi odaya gelip yattık. Öğleni odada kılıp ikindiye mescide gittik. İkindiyi beklerken arkamda Türk teyzeler vardı. Bu arada burada en çok Türk, Pakistanlı ve Endonezyalı var. Her millet de birbirini giyiniş tarzından tanıyor. Arkamda teyze kaç gün kaç paraya geldiğini soruyordu diğerine ve verdikleri paraya göre ücretin beklentiyi karşılayıp karşılamadığını konuşuyorlardı, duyduklarımdan anladığıma göre o kadar paraya bu kadar hizmetten çok memnun kalmamışlardı. Keşke namazı beklerken böyle dünya kelamı konuşacaklarına daha hayırlı şeyler konuşsalar veya ibadet etseler dedim içinde. Ama sonra benim de akranlarımı bulunca tur şirketini çekiştirdiğimizi hatırlayınca hepimizin imtihanının farklı konulara olduğunu farkettim... Benim için başka şeyler imtihan konusuydu, o teyze içinse ücreti... Kendi nefsimize dokunan noktalarda aslında birbirimizden farkımız yoktu...

Ego ve nefisle mücadele burada bitmiyor belki daha da güçleniyordu. 

Akşam orucu mescidde hurma ve suyla açıp akşam namazını da cemaatle kılıp
otele gittik. Otelde çorba çıktığı için sıvı tüketimi açısından çok önemli gideceklere bol bol çorba ve yeşillik yemelerini tavsiye ediyorum.
Burda hemen tekrar abdest alıp mesicde döndük, yatsının farzına bu sefer hemen başladı imam. Normalde ezan okununca yaklaşık on beş dk kadar farza başlamak için bekliyorlar ama bu imamımız hemen başladı. Biz de hemen başladık. Sonra teravihe başladı. Burda teravihler ikişer rekat olarak kılınıyor ama selam verilir verilmez o kadar hızlı yeni rekata duruluyorki selamdan sonra imamın allahu ekber deyip tekbir almasına zor yetiştik ilk başta. Sonraki akşamlarda alıştık çok şükür. On rekat bittiğinde ise uzunca bir selam verip biraz ara veriliyor. 5 dk kadar. Dinlenme ihtiyacınızı burada karşılıyorsunuz. Tabi teravih hatimle kıldırıldığı için ve ramazanın son günlerinde olduğumuz için çok okunan bildiğimiz surelere sıra geldi. Bu akşam rahman ve vakıa surelerini okudu. Dün akşam da fetih suresini okumuştu. Yalnız fetih suresinde o kadar şaşırdı ki biz de buna şaşırdık. Çıkışta bi Türk teyzeden öğrendiğime göre bizim şaşırdı sandığımız yerde imamlar Efendimizi (sav) gördükleri için o şekilde takılıyorlarmış. Onlara hocaları öyle söylemiş. Bilmiyorum sahih midir değil midir, Belki de bizim hüsnü zann etmemiz içindir, Doğrusunu Allah bilir. Bu arada İnsanın aşina oldugu surelerin okunması ve biraz daha anlaması çok daha farklı bir etki yapıyor.. Teravih bitince Muna bizi buldu. Annesi misk kokusu göndermiş bize
Bana da bileklik hediye etti:) 
Biraz sohbet edip ayrıldık
Yatarken saat 00.30 civarlarıydu

24 Temmuz 2015 Cuma

Medine 3. Gün

3. Gün Cumartesi

Bu gece sahura otelin mutfağına gitmedim, odada  iftardan kalanları yedim. Sabah namazına mescide gitmedik odada kıldık. Sonra yatıp öğleni de odada kılıp çıktık.
Bugün aşırı sıcaktı, iki dakikada kıpkırmızı olmuştum o kadar güneş kremine rağmen. Önce eve götürmek için bakmak üzere hurmacıya, sonra da buraların en meşhur avmsi Bin Davut'a gittik.
Kendime oradan peçe ve sürme aldım.
Açıkçası vaktimi hediye almakla alışverişle geçirmek istemiyordum ama bir yandan da annemin babamın kardeşimin ufak da olsa bir şey bekliceklerini biliyordum. Bir yandan da gerçekten içimden ufak da olsa hediye almak istediğim dostlarım vardı. Kendimi namazda kime ne alsam diye hesap yaparken farkettikten sonra bu hediye işini hemen bitirmeye karar verdim, kime ne alacağımı not edip ilk gördüğüm  yerde bunları aldım ve aklımdan çıkardım.
İkindiyi yine mescidde kılıp, akşam da yine aynı sofrada ettik. Sofrada bir Pakistanlı, bir Sudanlı, bir Suriyeli vardı. Yanımdaki Pakistanlı abla meyve suyunu bardağa döküp üzerine çörek otu gibi bir şey attı. Ne olduğunu sorduğum da zayıflamak için bitki tohumu dedi:) kadın her yerde kadın işte:)) senin zayıflamaya ihtiyacın yok çok güzelsin deyince yoo hayır zayıflamam lazım! dedi :)
Yatsı teravih mescidde kıldık. 

Gece mescidden bir kare:


Teravihte Muna ile tanıştık. Medine'de bilgisayar mühendisliği okumuş, yeni mezun olmuştu. Bir ay sonra amerikaya mastera gidicekti. Üstümdekini çok beğendiğini amerikada ferace giyemeceği için böyle şeylere ihtiyacı olduğunu söyledi. Ben de bunu aldığım websitesinin adresini verdim, arabistana kargo gönderip göndermediklerine bakmasını söyledim. Neyseki gönderiyorlarmış:)  çok sevindi Muna.  Ve bundan sonraki akşamlarda her akşam yine aynı yerde teravih namazında buluştuk :)

Sahuru otelde yapıp teheccüdü de odada kılıp, sabah namazını mescitte kıldık, bugun aşırı kalabalıktı.

Medine 2.gün

2.gün Cuma

Otelimiz cadde üstünde olduğu için dışarıdan gelen sesler Medine'nin günlük hayatına ışık tutuyordu. Burada hayat güneş battıktan sonra başlıyor. İnşaatlar iftardan sonra yapılıyor. Gece oldugu halde işçiler çalışmaya devam ediyor. Örneğin saat gece 01.30'da bile dışarıdan sanki gündüzmüş gibi inşaat sesleri gelebiliyor. Sokaklarda namaza gidip gelenlere satış yapmak isteyen satıcılar bir şeyler satıyorlar. En çok seccade, şal, tespih, tişört ve hurma satılıyor. Yaş hurma da satılan çeşitlerin arasında en çok satılan hurma çeşidi. Ben de tek kelimeyle bayıldım yaş hurmaya. Türkiyede yediklerim biraz fazla yumuşak olduğu için hoşuma gitmiyordu ama burdakiler tam tadında harikalar. Çabuk bozulduğu için Mekke'den alıp eve getirdim. Yaş hurmanın buzlukta saklanması gerekiyor yoksa bir kaç gün içinde bozuluyor.

İkinci günümüzde öğlen mescide cuma namazına gittik. Ben yine bir ilki yaşayarak ilk defa cuma namazı kıldım. Benim gibi bilmeyenler cuma namazı kılınışına  buradan bakabilirler.


İkindiye kadar ravzaya girmek için bekledik.
Ananem burda beklerken teyzeleri dünya kelamı etmeyin diye payladı:)))
Bizi içeri aldıklarında Yeşil halıda namaz kılmak için aşırı biz izdiham vardı. Halbuki "Edeple gelen lütufla gider"di ve bu manzara gerçekten içler acısıydı.
Malesef o kadar Efendimizin (sav) huzurunda olmaya yakışmayacak bir görüntü var ki:((( bir kere daha içerde beklenen yerde yani ravzaya gidilecek yolun başlangıç kapısında bekleme izdihamı var. Burada ülke ülke oturtup bekletiyorlar. Arap görevliler Türkiyeyi bir yere oturtmaya çalıştıkça teyzeler ayağa kalkıp öne yürümeye çalışıyorlar. Yalnız yine de Türkler diğer milletlere göre daha itidalli davrandıkları için araya bilerek başka milletten insanlar karışıyor. Önümde üç tane Paki teyze vardı, bir sürü insan uyardı burası Türkiye diye ama bilerek gitmediler. Kendilerini bizim aramızda daha güvende hissediyorlardı. Zaten bir on - on beş dakika sonra neden öyle hissettiklerini ben de anladım:)
tam beklemeye devam ederken bir çığlık figan koptu meğerse ilk baştaki bize en uzak olan kapıyı açıp içeri almaya başlamışlar. Savaşa gider gibi yumruk yumruğa ilerleyenler mi ararsınız, Türkleri hala bir arada tutup biz birlikte gidelim diye insanları tutanları mı ararsınız.... Tam bir abla beni öyle tutup bir kenara çekmişti ki ananem "ee hadi be siz bekleyin biz gidicez" deyip çıkardı beni:) İyi ki de çıkarmış çünkü o Türklerin sonradan girebildiklerini hiç sanmıyorum:( bi sürü millet hurraaa koşa koşa ravzaya çıkan yola girdi:( o sırada bi teyze önündekinin sırtına okkalı bir yumruk indirmişti çoktan:( herkesin isteği yeşil halıda namaz kılmaktı.
Ve işte ravzanın olduğu yere gelince ön kapıda yine durdurdu görevliler ama öyle bir görevliyi itip çullandılar ki az daha düşüyordum :(
Burada bir kapıyı da tam ravzanın önüne çekmişlerdi ki burada insanlar çoktan yeşil halıya akın etmişlerdi. Belki metrekareye on beş kadın düşüyordu. Ananem izdihamı görünce girmeyelim kızım burda kenara bekleyelim açılınca gireriz" demeye kalmadı halının ordan çığlıklar yükseldi:( muhtemelen biri düşmüş diğerleri de onun üstüne düşmüştü can hıraş feryat figan çığlıklar eşliğinde ziyaret yapılmaya çalışıyordu :( tam Efendimizin (sav) huzurunda böyle bir manzara......
Biz kenarda oturup dua edip namaz kılarken orası da artmaya başladı öyleki secde edecek yer zor buluyordum artık. Sonra bir baktık kadın görevlilerin gücü yetmeyince erkek görevliler gelmiş ve ravzanın önünü de brandalarla kapatmaya başlamışlar. Bunu görünce hemen kalkıp kapının önüne geçtik. Bir buçuk saattir bekliyorduk görmeden gitmek çok kötü olurdu. Görevli brandayı rulo şeklinde paravan gibi çekmeye başladığı anda herkes öyle bir çullandı ki son bi gayretle, görmek lazımdı. Ananemle ben de depar atarak kendimizi ravzadan tarafa atmayı başardık. Görevli adam bile düşüyordu. Ben Talha Uğurluel'in kitabındaki Aişe sütünü, istişare sutunlarını arıyordum gözlerimle ama insan seli ve izdihamdan görmek ne mümkün:(( tam o sırada ananem "Hadi kıl!" dedi. Meğersem yeşil halının üstüne gelmişiz!! Ama dediğim gibi yere bakınca o kadar doluydu ki halıyı zor gördüm, ananem söylemese fark edemezdim. Ben hemen iki rekat namaza durdum ama arkadan yandan süreki itiyorlardı ananem de kollamaya çalışıyordu ben tam secdedeyken yine bi çığlık kıyamet kopuyordu :( Sanırım benim üstüme çullanmaya kalkışmışlardı ananem de bas bas bağırmaya başlamıştı kadıncağız:( zar zor selam verdim ananem de, ben çok kıldım daha önce burada kızım gel hemen çıkalım, dedi ve çıktık... Peygamberimizin (sav) kabrini tam anlamıyla görememenin üzüntüsüyle ayrıldık oradan. Kıldığımız namazdan sevap mı aldık günah mı aldık onu da bilmiyorum ya.... Bazı kadınlar da arkadaşlarını koruyacaklar diye üç dört tanesi arkadaşlarının üstüne kapanıyor el ele tutuşup içerdeki kılıyor sonra diğeri geçiyor o korumaya geçiyor... Anlatınca mantıklı duruyor ama bu kadınlar böyle durucam diye o kadar geniş bir alan kaplıyorlarki orada. Hem olağanüstü bir şey oldu sandım birkaç tanesi yere doğru öyle durunca.. Hem de secdeye bile yer bulunamadığı için benim hoşuma gitmedi bu yöntem:( Sonradan tv den erkeklerin ziyaretlerini izledim de ne güzel tek tek gelip selamlayıp geçiyorlar, keşke kadınlara da bir çare bulsalar...
Allah affetsin hepimizi.
O günden sonra yeşil kubbeyi dışardan selamlarım o kadar günaha girceğime dedim, bir kez de arife günü girdim o kadar.  İkindi ve akşam da mesciddeydik. 

Mescid'in içinden bir bölüm:


Akşam iftar ikramları çok güzeldi, mescidde Türkmenlerin iftarıydı, içli köfte börek ayran vs zengindi. 
Ezan namazından sonra yatsıyı sandalyenin üstünde oturup beklerken yanımdan bir kedi geçti. Ben tam "aaa işte kedi hem de mescidi nebevi de" derken bir baktım arkamdaki kadın eteklerimi işaret ediyor. Meğerse kedi eteğime işemiş:))) ananem kedi kedi dedin al sana kedi diye kızdı;) bi yanda da eteğimi yıkadı oldugu yerde.
Gün sonunda yatsı ve teravihiyi de mescidde avluda kılarak otele döndük.