25 Temmuz 2015 Cumartesi

Mekke 1. Gün

10. Gün Cumartesi

Evet bugün Umremizin 10., Mekke'deki ise ilk günümüz. Sabah Kabe'ye giderken etrafı da gözlemleme fırsatı buldum. Bir kere Medine'den çok farklıydı Mekke..
Her yerde büyük lüks avmler vardı ve hayat daha modern görünüyordu.
Medinedeki hüzün ve mütevazılık yoktu
Bakkal değil market ve süpermarketler vardı. 
Bir kere zaten saat kulesi ya da bilinen adıyla zemzem towerın kendisi bir çok avm ve otelden oluşan bir kompleks. Ve kabenin 50 m dibinden başlıyor.
İşte şimdi bu saat kulesinin boyunu bosunu tüm endamıyla haremi şerif in kapısından itibaren görme imkanım olmuştu... Ne yalan söyliyim ben ürperiyordum bu saat kulesinden. 
Sanki kabenin üstüne kara basan gibi çökmüş.
Sanki haddini bildirmek için hepimize en tepeden bakıyor.
Sanki göz dağı veriyor.

Bizim üstümüze çöken kapitalizm gibi müslümanların dünyadaki en kutsalının dibine kadar girmiş ve üstüne çökmüş
Gece ise ışıkları göğe yükseliyor sanki arşa kadar ulaşabiliyor.
Bu yapı henüz tamamlanmamış küçük bir kısmı daha yapıma devam ediyormuş.
İçeriği çok geniş olan bu kule hakkında oldukça fazla şey okudum. Zemzem Tower, ya da diğer adıyla The Royal Clock, dünyanın en yüksek 2. binası ve en yüksek saat kulesi. Yerden yüksekliği tam 601 metre. İçinde 7 yıldızlılar da olmak üzere pek çok otel ve avm mevcut. Yapının mimarisi maksimum sayıda oda Beytullah'ı görecek şekilde tasarlanmış. Ezan vakti en tepesindeki hilalde bulunan hoparlörler ile ezan yayını yapılıyor ve ışıklandırması sayesinde işitme engellilerin de ezan vaktini farketmesi sağlanmış. Kabe'nin etrafında uzun süredir devam eden inşaat tamamlandığında bu saat kulesinin Kabe'yi de içine alan bir avm ve oteller külliyesi olacağından bahsediliyor. İnşaat projesinin ilk planında saat kulesi yokmuş ve ne zaman dahil edilip yapıldığı da bilinmiyor. Eğer denildiği gibi inşaat bittiğinde öyle olacaksa Kabe ve Harem-i Şerif bu yapılar tarafından tam anlamıyla yutulmuş gibi duracak:( 

Zemzem Tower:


Haremin içi de Mescid-i Nebi'den daha değişik. Sanki etraf daha sistemli. Aslında vicdan azabı da çekmiyor değilim Medine ile Mekke'yi karşılaştırmaktan ama... Sanki Mekke'de daha iyi olan bir şey görünce Medine'ye haksızlık ediyormuşum gibi, o garip kalmış gibi geliyor. Neyse bu hissi bastırmaya çalışarak biraz daha izlenim toplamaya devam edelim. Mesela bizim "İbrahim"ler Medine'de kapanın elinde kalmasına rağmen burada adım başı bunlar için özel yerler var ve üzerinde "please rechair" yazıyor,  yani "kullandıktan sonra yerine koyun" demek istiyorlar. Mescid daha soğuk, pek çocuk yok, özel zemzem alanları var ve üstünde "abdest almayın" yazıyor. Kuran-ı Kerimler için özel kitaplıklar var. Medinede ise kolon diplerinde duruyordu çoğunlukla

İlk umremizden önce sabah namazını kıldık. Grubun bir kısmı bir kaç gün önce gelip umre yaptığı için Kabe'yi ilk kez görme kısmı heyecanı olmadı. O yüzden biz kendi çapımız organizasyon yaptık. İlk göreceğim yere kadar kafamı yerden kaldırmadım, ananem kaldır deyince açtım gözümü.. O an çok büyük bir heyecandı. 
Dilim dolaştı..
Cümlelerin arasına virgül koyacaktım o an heyecandan koyamadım:) inş diğerlerinden sonraki dualarım da geçerli olur:)

Ve grupça umremizi yaptık. 
Gruptan bir abi tavafta ve sayde her şavtta yükses sesle okunması gereken duaları okudu kelime kelime biz de tekrar ettik.

Umreyi tamamlamamız tam 3 saat sürdü. 
Veee say'in sonunda dananın kuyruğu koptu, ananem say sonunda ihramdan çıkarken saçımın yarısını kesince aramız bozuldu o gün boyunca konuşmadık birbirimizle.

Yanıma ufacık bi makas almıştım hemen saçımızın ucundan kesicez diye..
Ananem keserken makas kırıldı demez mi!!
Sonra çöp kutusuna bi baktım 15-20 cm lik saç kesmiş ve koca bi tutam!!!!
Odaya geldik saçımı açtım aynısından bir tutam daha düşmez mi!
Ağlayacaktım o sırada!


O şoku atlatmaya çalışırken otele gelip kahvaltı edip hemen yattık.
Uyandığımda ananem öğleni kılıyordu.
Bu arada ananemin "seccadeyi çapraz serememe" hastalığı var, bizim evde ne zaman namaz kılsa hafif sola çaprazlaması gereken seccadeyi dümdüz duvara karşı serer.
Yine bugun odada bir baktım tam 45 derede döndürmesi gereken seccadeyi pencereye karşı dümdüz sermiş!
Hadi bizim evde 45 dereceye kadar ruhsat var diye kurtarırsın ama Kıblenin bu kadar yakınında bu kadar açıyla yanılırsan Kabe'ye değil Şam'a falan dönmüş olursun valla :)) tabi o sırada hala konuşmadığımız için bunu ona söylemedim sadece kıbleyi düzeltmesini söyledim:)

Akşam yemeğini otelde yiyip akşam namazı için hareme gittik, yatsıyı da kılıp geri döndük.
Tam yolun üstündeki dondurmacıdan ben dondurma aldım, ananem hala benle konuşmadığı için istemedi:) ya da hafif boğazları ağrıdığı için de istememiş olabilir bilemiyorum:) dondurma 3 riyaldi ve tadı güzeldi. Bu arada kadın ve erkeklerin dondurma siparişi verdikleri yer ayrı ayrı pencereler. Burada bir çok yerde bu şekilde. 

Öğlen vakti dondurmacı:



Rical yazan yer fotoğrafta görülen adamın dondurma aldığı yer. Kapalı olan pencerenin üstünde ise nisa, yani kadın yazıyor. Kapalı olması öğlen vakti kadınlara dondurma satmamaları mı yoksa öylesine mi kapalı olduğuydu, soramadım fırsat olmadı :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder